top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oguz Göksu
    Oguz Göksu
  • 1 dakikada okunur

Bugün günlüğümde bahsettiğim gibi Aksam eve geldiğimde Hava şartları beni bu Sayfaya yönlendirdi. Bundan böyle burada Geçmişten bugüne ve gelecek günler dede olan anılarıma hatırladığım ve bildiğim doğrular içeresinde gerçekçi bir biçimde yazmaya karar verdim. Yazdıklarıma zaman zaman gülebilir bazen üzülebilir hatta kızabiliriz. Ama bunlar benim yaşadıklarımdır. Amacım kimseyi üzmek veya düşündürmek değil. Sadece paylaşmak ve benim güzel ve kötü günlerimden dersler çıkarıp kendinize yön vermenize yardımcı olmaktır. Umarım okurken zevk alır ve bir pay çıkartırsınız.

İsterseniz Hatırımda kaldığıyla ve birçok kez duyduğum ve sinir olduğum bir cümleyle yani Çocukluk günlerine giderek başlayalım yazımıza.

Rahmetli Babamın Kore Gazisi olarak döndüğü zamanlarda daha bir yaşındaymışım. Yani ben yeni doğduğumda Babam Kore Savaşına gitmiş ve şükür Salimen Gazi olarak dönmüştü. Rahmetli Annem ve benim büyüğüm Ablamla Babamız dönene kadar Dedemlerde kalmışız. Sonrası Babam Ordudan ayrılıp Toprak Mahsulleri Ofisine Bas Teknisyen olarak göreve başlamış. İste ondan sonra ver elini Türkiye ve Anadolu. Anneannem Ablamı bırakmamış ve Yanına almış. Ben tek çocuk haydi, Anne ve Babamla önce Babaeski (Edirne) daha sonra Kayseri, Yozgat, Mersin, Samsun, Ankara ve en son durak İstanbul. Gezip durmuşuz. Bu arada diğer kardeşlerim dünyaya gelmiş. İşte bu arada tam olarak nedenini hatırlayamadığım ama bildiğim bir şey 10 yaşında bir arkadaşla Samsundayken evden kaçmışım. Bizi Amasya’da bulmuşlar ve tekrar eve getirmişler. Bu o zamanlar yaptığım en büyük hataydı ve bu sebeple Babam apar topar bizi alıp Ankara’ya göç etti…. Devamı yarın

 

 
 
 
  • Yazarın fotoğrafı: Oguz Göksu
    Oguz Göksu
  • 1 dakikada okunur

Kaldığım yerden devam ederken isterseniz biraz Samsun’daki yaşantımızdan hatırımda kalan Anılarımdan bahsedeyim. Samsun’a Sivas Yıldızeli köyünden Babamın Tayini ile geldik. Babam iyi bir Devlet memuru olduğu halde bayağı mütevazı bir hayatimiz oldu. 2 oda bir Salondan oluşan giriş katı evimizde Annem Babam ve iki kardeşimle 2 sene kadar yaşam sürdürdük. Bir odada Annem ve Babam bir oda dada ben ve Kardeşlerim kalıyorduk. Ufak bir Salonumuz bir tahta masa 4 Sandalye bir sedir ve ortada bir sobayla bir de Transistörlü bir radyomuz vardı. Günümüzün çoğu zamanı burada geçerdi.

Tabii biz çocuklar benim okul zamanım hariç hep sokakta oynardık. Kardeşim Kemal çok yaramazdı hiç durmaz habire bir şeyler yapar ya kendine ya da başkasına zarar verir ve sorumlu Abi olarak, ben olurdum. Kız kardeşimse Bebekti ve sakindi. Annem ise o sıralar hep rahatsızlanırdı. Okulum nasıldı nasıl geçti hiç hatırlamıyorum. Samsun’da en çok hafızama kazınan şeyse bir gün mahalledeki çocukların bir Karga yuvasını bozmasıyla başlayan İnsan ve Karga savaşıdır. Aynen kuşlar filmindeki gibi bir anda koca mahalle halkıyla belki yüzlerce Karga arasında kıyasıya bir mücadele oldu. Kargalar resmen İnsanlara saldırdılar. Bayağı yaralanan oldu. Bunu hiç unutmam. İşte böylesine bir yasam içerisinde halen nedenini bilemediğim ya da hatırlayamadığım sebepten bir arkadaşımla evden kaçarak Amasya’ya gittik otobüsle. Ne paramız ne de orda bir tanıdığımız yoktu. Aksam bir otele sığındık sağ olsunlar çok küçük olduğumuz için misafir etmiş ve Polise bildirmişler. Sabah kalktığımızda Ailelerimizi karşımızda bulduk ve şükür kötü şeyler yasamadan evimize geri döndük. Tabii bu durum o zamanın Samsun gibi küçük bir yer olması dolayısıyla dedikodu ve hoşnutsuzluklara sebep olduğundan Babamda acil Tayinini isteyerek Ankara’ya göç ettik...devamı yarın

 
 
 
  • Yazarın fotoğrafı: Oguz Göksu
    Oguz Göksu
  • 2 dakikada okunur

Samsun’da ayrılık zamanı. Evdeki üç beş Eşya denk yapıldıktan sonra kamyona verildi. Komsularla vedalaşıldı ve Trenle yola çıktık. Ankara’ya ilk geldiğimizde Babamın is yerinden olan bir arkadaşının evinde bir süre misafir kaldık. Biz 5 nüfus onlarda 5 nüfus 3 odalı bir evde yaklaşık 1 hafta kaldıktan sonra nihayet Anıt Kabirin hemen 200-300 metre aşağısında Bahçelievler’de bir kiralık ev bulundu. 3.ncü katta 2 oda bir Salon önü Anıt Kabir e çıkan cadde olan güzel bir ev. Bizim içinse köyden indim Şehir e misali. O zamanın Samsun’u basit bir şehir kaldığımız diğer yerlerde köy ve kasabaydı. Ama Ankara öylemi. Bir Başkent koca bir Şehir. Şaşkın ördek gibi olduk. Alışmışız taşra havasına bize birkaç göbek fazla geldi Ankara.

Yavaş yavaş yerleştik yeni evimize. Derken is geldi çattı okul durumuna. Beni zar zor Bahçelievler Cumhuriyet lisesi orta bölümüne yazdırdılar. Gün geldi çattı. Rahmetli Annem elimden tutup beni okula götürdü. Tam ders saatiydi ve herkes dersteydi. Evde küçük kardeşlerim yalnızdı. Annem mecbur eve gidecek, dedi ki oğlum bak burası senin sınıfın bekle arkadaşların çıkınca teneffüse, onlar girerken sende girersin içeri diyerek beni bırakıp gitti. Tabii bu arada belirteyim o zamanlar Türkiye’nin birçok yerinde Okullarda Resmi kıyafet var. Bizde Samsundayken Kasket Kravat ve Ceket ile Okula giderdik. Burada da öyle olduğunu düşünerek ayni ciddiyetle güzel bir şekilde hazırlayıp beni okula öyle bıraktı Annem. İşte böyle bir tipi gözünüzün önüne getirin. Baraka bir sınıfın kapısının önünde bekliyor. Derken zil çaldı Aman Allah’ım hurra sınıf boşalıyor.

İlk çıkan çocuklar beni görünce bir durakladılar baktılar şaşkın. Kasketli Kravatlı Ceketli bir tip. Bende bos bulundum ve sordum Samsun’da kaldığımız süre içerisinde kaptığım Laz şivesiyle, Ula burası 1 G mudur da diye. Öyle bir tip ve böyle soru karşısında çocuklar bir an durakladıktan sonra koştular içeri ve bağırarak, koşun bir Laz geldi. Eyvah bütün sınıf üzerime geldi. Kimi şapkamı kapıp ondan ona attı, kimi kravatımı söküp koşturdu kimi de ceketimi çıkarmaya çalıştı. İmdadıma zil ile sınıfa gelen öğretmen yetişti. Onu görünce ağlamaya başladım. Zira korkuyordum. Eyvah Kasketim Kravatım ve Ceketim yoktu. Öğretmen kızacaktı. Durumu Anlayan öğretmen beni alıp bir yere oturttuktan sonra çocukların yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu ve benim üzülmememi söyledi. Bende böylece Şehirde okul ve Yaşantısıyla arkadaşlığın nasıl olduğunu anlayarak tanışmış oldum…. Devamı yarın

 

 
 
 
bottom of page